Havlu
Added 2021-11-25 19:00:01 +0000 UTC8 Eylül 2009
Havlu havlıdır tabii, havı olan manasına. 17. yüzyılda henüz bağımsız kelime olmamış gibi, sözlükte havlu makrama diye deyim geçiyor. Makrama peşkir demek, dolayısıyla “havlı peşkir”, düz kumaş peşkir değil pırtıklı cinsi.
Asıl ilginci ne biliyor musunuz? Türkçede bugün dilin temel kurallarından biri bildiğimiz küçük ses uyumu var ya, 17. yüzyıl sonlarında ortaya çıktı. Yani bugün nın/nin/nun/nün yahut dı/di/du/dü diye dörtlü çekim yaptığımız ekler daha önce ikili ses uyumuna tabiydi. Geçmiş zaman –di’si mesela geldi, güldi, saldı, kodı, yutdı, öldi diye söylenirdi. Sahiplik eki lu/lü idi, havalu, sevgilü, cebelü, canlu, develü, kitaplu vesaire.
Havlunun da normal olarak havlı’ya dönüşmüş olması gerekirdi. Neden dönüşmemiş peki? Tek bir açıklaması olabilir bunun: demek ki daha 1680-90’larda insanlar havlu kelimesini ekli bir türev gibi değil kalıp bir sıfat gibi algılamaya başlamıştı. Ek olduğunu unuttular, o yüzden –lu ekini –lı diye düzeltme gereği duymadılar. Yoksa on binlerce kelimede, sonradan Türkçe öğrenen yabancıları deli eden bir rahatlıkla doğru eki tık diye seçmeyi biliyoruz, bunu neden istisna edelim?
Düşünün 1700’lerin başındaki Hakkı Devrimleri! Gazetedeki köşelerinde nasıl köpürmüşlerdir: “Axir zemande gençler Türkçeyi eyüce unutdı mîrim, sevgilüyi sakız çeyner gibi yayup ‘sevgili’ deyüben daxı havalu olıp durırmış. Ne olacak bu Türkçenin hali, getdi dilimiz elden getdii!”